TARİHİMİZ KÜLTÜRÜMÜZ 1.NCİ BÖLÜM / 14.07.2026
Amasya bölgesine yerleştirilen Barak Türkmenleri, Oğuzların Bozok kolunun Yıldız Han soyuna bağlı Beğdili (Beydili) boyuna mensuptur. Tarihî süreçte bazı araştırmacılar tarafından Bayat boyuyla da ilişkilendirilmişlerdir. Amasya' daki Yerleşim Yerleri ve Göç Hikayesi Amasya ve çevresindeki Barak varlığı, şu tarihî ve coğrafi temellere dayanır: Ana Yerleşimleri: Amasya'da Barak Türkmenlerinin kurduğu ve yerleştiği en bilinen merkez, bugün Taşova ilçesine bağlı olan Aşağı Baraklı ve Yukarı Baraklı (Özbaraklı) köyleridir. Göç Rotası (Yozgat Bağlantısı): 1100'lü yıllarda Firuz Bey önderliğinde Horasan'dan Anadolu'ya gelen Baraklar, ilk olarak Yozgat ve çevresini yurt edinmişlerdir. Burada yaşanan siyasi gelişmeler ve Osmanlı dönemindeki zorunlu iskân politikaları (Rakka sürgünü öncesi ve sonrası) nedeniyle aşiretin bir kısmı güneye (Gaziantep Barak Ovası) doğru hareket ederken, bir kolu da kuzeydoğuya yönelerek Amasya ve Çorum (Bayat) civarına yerleşmiştir. Kültürel Yapı: Gaziantep'teki akrabaları gibi göçebe (konar-göçer) geleneklerini uzun süre koruyan Amasya Barakları, yerleşik hayata geçtikten sonra da kendi aşiret isimlerini kurdukları köylere (Baraklı) vererek kimliklerini yaşatmışlardır.
Zaman Dilimi: Yerel tarih araştırmacılarının arşiv taramalarına göre Arpaderesi, bölgedeki Sepetlioba (Yeşilyurt) ve Mercimek gibi köylerle birlikte 19. yüzyılın hemen başında (1800'lerin ilk yıllarında) kurulmuştur.
Osmanlı Dönemi ve Paşa Çiftliği Rivayeti Köyün sözlü tarihine ve arşiv belgelerine dayanan iki güçlü kuruluş rivayeti bulunur: Mustafa Bey Vakfı: Bölgedeki sülale büyüklerinin aktardığı bilgilere göre; Osmanlı döneminde Amasya Valiliğinde görev yapmış ve Amasya merkezde cami ile hamam inşa ettirmiş olan Mustafa Bey isimli bir paşaya, hizmetleri karşılığında bu bölge mülk veya çiftlik olarak verilmiştir. Tekelüze (Gürsu) İddiası: Bir diğer yaygın rivayet köyün Tekelüze (bugünkü adıyla Gürsu) köyünden ayrıldığı yönünde olsa da, köyün yaşlıları ve derin tahrir kayıtları ilk kurucu köklerin Barak obaları ve Mustafa Bey'in buraya getirdiği sülaleler olduğunu doğrulamaktadır.
Özetle, bugün Arpaderesi olarak bilinen köy, 200 yılı aşkın bir süre önce Barakloba (Barak Obası) kültüründen koparak yerleşik hayata geçen ve Osmanlı idari düzeninde bir çiftlik-köy yapısıyla kurumsallaşan özbeöz bir Türkmen yerleşimidir.
Hane Sayısı ve Durum: Arpaderesi o yıllarda 14 ila 16 hane arasında değişen küçük bir Türkmen yerleşimidir.
Çarşamba ve Suşehri Hattı Göçleri: Kayıtlara ve yerel sözlü tarihe göre, 19. yüzyıl ortalarında Sivas Suşehri ve Samsun Çarşamba bölgelerinden bazı Türkmen aileler "Ulu Yol" adı verilen göç rotasını izleyerek Arpaderesi'ne ve komşusu Oba Köyü'ne yerleşmiştir.
Kamiller denilen sülalenin oğlu Hilmi Usta ve oğulları Ahmet Recai ise Taşova' da Dene Pazarı'nda ayakkabı dükkanları vardı. Hilmi Usta, kapıda beklerdi. Babamla da samimilerdi. Müşterilerle yakından ilgilenirdi. Recai Ust' ya Arpaderesi köyüne nereden geldiklerini sordum.
Suşehri kazasından ataları "Halil" nezaretinde dedesi, dedesinin ablası ile beraber yola çıkıyorlar. Çarşamba tarafından dolanarak Havza ve Ladik derken "Ulu Yol" boyunca yürüyorlar. Bu uzun ve yorucu yolculuk Arpaderesi'nde son buluyor.
Dedenin adı "Kamil" olup sülale adına da köyde "Kamiller" dendiğini söyledi. Yol hikayesini uzunca anlattı da anlattı. Dedesi Kamil'in ablasının Arpaderesi'nde evlendiğini ama bir süre sonra öldüğünü, peşinden babaları "Halil' de ölünce dedesi "Kamil"in küçük yaşında bir başına öksüz ve yetim kaldığını ifade etti.
Ata "Halil" köyde kendisine verilen "sığırtmaçlık' işiyle meşgul oluyor yaşadığı sürece. Kamil ise küçük yaşta bir başına kalınca onu bir aileye yerleştiriyorlar. Evlenme çağına gelince namına "Çakır" denen kızla evlendiriyorlar. DEVAM EDECEK
Araştırmacılar: Ahmet Şimşek- Hüseyin ŞİMŞEK - Elif ŞİMŞEK


Yorumlar
Yorum Gönder