Ana içeriğe atla

1500’lü yıllar ve TAŞOVA (Enver Seyhan)

 

Sayım -Tahrir Defterlerine Göre Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler (1455 -1520 -1574)

Osmanlı Arşiv kayıtları çerçevesinde 1455 -1520 ve 1574 yıllarında kayıtlı Sonisa kazasına bağlı nahiyelerin isimleri:

-Sonisa (Kaza merkezi)
-Taşabad
-Frenkhisarı
-Felenbel
-Karakuş
-Panbuközü

Kaza-i Sonisa 1848 yılına kadar bölgenin idare merkeziydi. Kayıtlardan anlaşıldığı kadarıyla bilinen geleneğe bağlı bütün zanaat dalları Sonisa kazasında mevcuttu. Ayrıca, civarda bazı köyler halkın genel hacetini karşılayacak düzeyde iş üretmekteydi; komşu köyler arasında alışveriş de söz konusuydu. Tabii olarak çiftçilik dışında demircilik, berberlik, dülgerlik, çobanlık, hizmetkârlık gibi zanaat kolları olmazsa olmazlar arasındaydı.

Tarihi eskiye dayanan -1071 yılından önce de bölgenin yerleşim yerleri arasında bulunan birkaç köyün adını ifade etmek gerekirse:-Sonisa
-Zito-Kale-Ziğdi-Zilhor-Emeri-Holay-Darma-Hormu -Kal’a Kal’a-Bidevi-Hacıpazar-Fidi-Frenkhisarı

Burada adı geçmeyen ve halihazırda yeni adlarıyla yaşayan köyleri de konuya dair kaleme alacağım sair bir yazıda anmak isterim. Adı geçen yerleşim birimleri kuruldukları günden bugüne değin ayakta kalmayı başarmışlar, belli ki hayat mücadelesini her defasında kazanmışlar; aksi takdirde adları sanları anılmaz olurdu.

Bölgenin doğal etkenler ve afetler dolayısıyla sık sık göç verdiği gerçeğinin yanında siyasi ve emniyet gibi nedenleri bu hakikatten ayrı ve gayrı tutup yadsımak olmaz.

Bilgi kaynağımın ifadesini burada tekrar etmek istiyorum: “eski devirlerde bu yörede tabii afetler sıkça vuku bulmuş da bin sene buralara kimse uğramamış ve konup göçmemiş.”

Şartlar tahtında tabii afetleri;
“Allah emri” yani deprem, kuraklık ve kıtlık, mahsul noksanlığı şeklinde değerlendirmek mümkün görünüyor. Ayrıca idari sistemde oluşan bozulmalar ve baskılar da göçün nedenleri arasında sayılabilir.

NAHİYE kelimesine gelince:
Çevre, cihet ve bölge gibi anlamlar ifade ediyor. Burada bahsi geçen Nahiye ifadesini de bu anlamlar bağlamında yorumlamak lazım gelir.

*
SENE 1455
Yerleşim Yerleri Dökümü:

-Sonisa Kazası:
63 köy 14 mezra 13 cemaat

-Taşabad nahiyesi:
23 köy 6 mezra

-Karakuş nahiyesi:
31 köy

-Frenkhisarı nahiyesi:
12 köy 1 mezra

-Felenbel:
30 köy 4 mezra

-Panbuközü nahiyesi:
8 köy 1 mezra

Toplam 167 köy 26 mezra 13 cemaat.

*
SENE 1520
Yerleşim Yerleri Dökümü:

-Sonisa kazası:
64 köy 12 mezra 12 cemaat

-Taşabad nahiyesi:
23 köy 3 mezra

-Karakuş nahiyesi:
30 köy 3 mezra

-Frenkhisarı nahiyesi:
12 köy 2 mezra

-Felenbel nahiyesi:
29 köy 6 mezra

-Panbuközü nahiyesi:
8 köy 1 mezra

Yekün 166 köy 27 mezra 12 cemaat

*
SENE 1574
Yerleşim Yerleri Dökümü:

-Kaza-i Sonisa:
64 köy 6 mezra 9 cemaat

-Taşabad:
22 köy 5 mezra

-Karakuş:
32 köy 5 mezra

-Frenkhisarı:
12 köy 2 mezra

-Felenbel:
29 köy 7 mezra

-Panbuközü:
8 köy 1 mezra

Yekün 167 köy 26 mezra 9 cemaat

*
Bölgemizin 1455 yılında kayıtlara alınmış yerleşim yerleri ve sayılarının 1520 ve 1574 yıllarında da neredeyse hiç değişmediği, aynı kaldığı görülüyor.

Frenkhisarı nahiyesinin bugünkü adı Sokutaşı köyüdür. 1455 yılında nahiye dahilinde 12 köy 1 mezra, 1520 ve 1574 sayımlarında ise 12 köy 2 mezra kaydı yer alıyor. 1928 yılındaki sayımda da köyün adı Frenkhisarı olarak geçiyor. Sokutaşı adının, köyde bulgur ve aşlık -yarma dövmeye yarayan soku taşından geldiği rivayet ediliyor.

Karye-i Frenk Hisarı Tabi’-i Sonisa
(Sonisa kazasına tabi Frenk Hisarı Köyü)

Bağlı 12 adet köyün adı:
(1574)

-Karye-i Karkın : Turhal ilçesine bağlı-Karye-i Kutlu-Karye-i Yavtaş-Karye-i Serkis-Karye-i İvazlu-Karye-i Yoğun Pelit-Karye-i Salur-Karye-i Taylucak :Tatlucak : Turhal’a bağlı.
-Karye-i Derecik-Karye-i Kamşi-Karye-i Mikail-Karye-i Göl

Vakıf kayıtlarından, nahiyenin Cüneyd Bey’in mülkü olduğu anlaşılıyor. Bu husus ayrı bir araştırma konusu olup ileride vakıf kayıtlarına ulaşma imkanı bulursam kısaca değinmek isterim.

Mezra, zaviye ve cemaat kayıtları hususuna ise başka bir yazıda temas edeceğime dair bir not düşerek yazımı burada tamamlamak istiyorum.

Enver Seyhan
05 Haziran 2022

*
Kaynaklar:
-BOA TD 54 Sayfa: 61, 69, 74
-AK. MC 092 varak 87b
-Kuyûd-i Kadime Arşivi TD 12

TAŞOVA GAZETESİ

Ahmet Şimşek
Bu tarihi araştırmalar altın değerinde, inşallah kıymetini biliriz.
BeğenYanıtla1d
Selahattin Gencel
Boraboy'dada çok eski bir hamam var rivayetlere göre Selçuklulardan kalma olduğu söyleniyor.Tarihçesini ve aslını bilen arkadaş varsa ve yazarsa seviniriz.
BeğenYanıtla3y
Ertuğrul Ümüt
Seyyid Nureddin Alpaslan'a ait ve aslı Alpaslan Köyü müzesinde bulunan vakfiye vasıtası ile köy isimlerini 1257 yılından başlatarak incelenebilir.
BeğenYanıtla13y
Enver Seyhan
Taşova Gazetesi'nde birkac kere hem vakfiye ve hem de köyler hakkında yazdım.
Alpaslan'ın adı Zito olarak biliniyor Antik dönemde.
BeğenYanıtla3y
Faruk Korkmaz
Yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi tarihsel hafızayı tahrip ediyor.Eski isimler geri verilmeli.Boraboy iyi bir örnek.
BeğenYanıtla23y
Enver Seyhan
İller İdaresi Kanunu ve daha sonra kurulan Yerleşim Yerlerinin Adlarının Değistrilmesine dair kurulan komisyon tarafından yerleşim birimlerinin adı değiştirildi gayesi Türkçe isim vermekti. Antik dönemdeki değil de Osmanlı'dan beri gelen isimler yerleşim birimlerinin reyine başvurularak değiştirilebilir.
BeğenYanıtla3y
Durmuş Gegin
Arkadaşım kalemine, ellerine, yüreğine sağlık bölgemizin tarihi ile ilgili çalışmaların takdirle karşılıyorum inşallah değerin anlaşılır 👏👏👏👏👏
BeğenYanıtla23y
Enver Seyhan
Sevgili Durmuş, güncel ve popüler olmak gerek. Biliyorsun ki bir paye nam değil benim işim; sadece merak. Teşekkür ederim.
BeğenYanıtla13y
Ahmet Şimşek
Güzel bir belge olmuş, Taşova gazetesi arşivlerinde Taşovamızın Bölgemizin tarihi ve Nahiyeleri, Köylerini araştırma sayesinde bizlere ve gelecek nesillere miras olmuş. Hazırlayan ve sitede yayınlayanlara çok teşekkürler.
BeğenYanıtla23y


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.