Ana içeriğe atla

ÖYLE BİR GEÇER Kİ ZAMAN…/ENVER SEYHAN

 


1985-1993 yılları arası matbaamızda mürettip olarak çalışan ve yaklaşık 20 yıl boyunca da gazetemizin Sorumlu Müdürlüğünü yapan biz de çok büyük emeği olan Fatih Mehmet Külekçioğlu, evladı Tayyar Külekçioğlu ile birlikte 25 Temmuz 2024 Perşembe günü ikamet ettiği Tokat’tan gelerek ilçemizi ziyaret etti.

Taşova’mızın kuruluşunda aslen Tokat-Artovalı Nüfus Baş Memuru olarak görev yapan merhum Tayyar Külekçioğlu’nun oğlu Fatih kardeşimiz doğup büyüdüğü ilçemizi bir türlü unutamıyor.

Ziyaretinde eski komşularını, arkadaşlarını babasının medfun olduğu Yemişen mezarlığını  da ziyaret  eden Külekçioğlu, Atatürk Bulvarı Jandarma Karakolu karşısındaki eski evlerinin önü, babasının görev yaptığı akıbeti meçhul Hükümet Konağı, yine akıbeti meçhul eğitim gördüğü eski Taşova Lisesi binası ve ilkokulu bitirdiği Yeşilırmak ilkokulu binası önünde fotoğraf çektirerek anılarını tazeledi.

Şimdi sözü Fatih Külekçioğlu’na bırakıyoruz:

Bugün itibâri ile (25 Temmuz 2024 Perşembe) oğlum Tayyar ile günü birlik Taşova ziyâretimiz oldu. Önce pazar yerini gezdik, bir iki katkımız olsun birşeyler alalım dedik baktık ki fiyatlar pahalı almaktan vazgeçtik. Önceden Şeref, sonradan babaları Enver âbi, matbaadan arkadaşlığımız olan Mustafa Selçuk’u evinde ziyaret ettik. Muhterem anneleri ile sohbet edip, mezarlık ziyareti sonrası Ayşe Yılmaz (balıkçıoğlu) teyzenin sağlığından dolayı görüşemesek de evinin önünde bir hâtıra fotoğrafı çekindik. Matbaacı, iş arkadaşı, bana kapılarını açıp iş imkânı sunan Ahmet Günaydın’la buluşup yemek sonrası paramız Taşova’ya nâsip olmayacak derken berber Metin Yüksel aklımıza geldi, uğrayıp hasret giderip traşımızı olduk.







”Babamın bulunduğu fotoğrafta târih yazmıyor ama 1960 sonları veya 70’li yılların başı olsa gerek. Emekli olduktan sonra evin köşesine bu dükkânı yaptırıyor, Elektrik direkleri yeni gelmiş yerine dikilecek, sâde bir dükkân. O zamanlar şimdiki gibi çeşit çeşit ürünler yok. Bu dükkân bile dolmuyor, teneke kutularda satılan bisküvilerden, kent sakızından, gofret, fişekte çekirdek, paket kutuda çay, tuz, sigara vs. Şimdiki gibi servis Arabaları yoktu. Çuvalı kapar Tekel binasına gider beşer onar paket öyle koli kolide değildi alırdık,. Diğer malzemeleri de Minibüsle gider Amasya’da toptancıdan temin ederdik. Şimdi bolluk içerisindeyiz ama gözümüz doymuyor, şükür nedir bilmiyoruz. İşler fazla gitmedi. Ara sıra da olsa dükkânı kiraya verdik. Rahmetli Nazım Tokdil, rahmetli Fikri Çetin (Mucar) ve Hanefi Yılmaz Özen akılda kalanı. Ve sonrasında çoğu insan gibi bizlerde doğduğumuz yerleri terk etmek zorunda kaldık. Eskiye özlem bitmiyor. İyi ki o yılları yaşamışım.”


52 YIL SONRA AYNI YERDE
”Evet 52 yıl sonra Yeşilırmak İlkokulunun önünde aynı yerindeyim. Fotoğraftaki bâzı arkadaşlarımı hatırlamakta tereddütte kaldığım için Adnan Yıldırım arkadaşımdan yardım istedim. Bazı arkadaşların soyadları hatırlanamadı onlardan özür dileriz. Sınıfımız; Yüksel, Neşe Nuhoğlu, Hanife Bozkurt, Hayriye Dinçel, Fatoş, Medine Korkmaz, Kadriye Kara, Seyhan Akın, Sâmi Serçe, Sâlih Bozkurt (merhum), Aysun Bayrak, Nevin Armağan, Fahrettin, Ahmet Tokdil, hizmetli merhum Ali Özübek âbi, Hasan Uysal, Sinan, Hasan Çengel, Özcan Kaya, Şeref Selçuk, Zeki Güngör, İsmail, Kısmet-Zeki Serçe, Ahmet Torun, Sadullah Birinci (merhum), Beytullah Sağıral, Kadir, Mustafa Gürel, Hasan, Adnan Yıldırım ve ben, Bahattin Kara resimde var mı onu çıkaramadım. Müdürümüz Ahmet Akça, Fehmi Uzun, Celal Karakaya.
İnşaallah çok arkadaşla görüştüğünü söyleyen Adnan Yıldırım ile tekrardan aynı yerde 1971 yılı 5. sınıfı buluşuyor adı altında tekrardan bir arada olmak en büyük temennim.”

   ŞEHİR MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR
Yıllara meydan okuyan hükümet konağı, babamın da nüfus memuru olarak görev yaptığı yer. Zamanında yanlarında şap dökülmüş kaymaya elverişli korkuluk vardı arkadaşlarda kaymaya gelirdik. Sonradan tâdilatla kaldırılıp yerine profil eklendi. Boşaltıldıktan sonra binanın alt kısımlarında sıvalarda dökülmeler başlamış, bahçe mükemmel. Lisemiz zamanında yapıldığında eskisinden buraya sıraların taşınmasında katkımız olmuştu. O da onarımdan geçmesine rağmen çürük raporu verilerek yıkılmak için gün sayıyor. Bahçesi betona dönmüş, araba parkına dönüşmüş. Bu iki binanın şehir müzesine dönüştürülmesi benim nâcizâne fikrim. Bir çoğumuzun hâtırası var burada. Ve evimizden kalan tek hâtıra demir kapı. Kaç kere girip çıktık âilece. Konu komşuyu, hısımı, akrabayı bu kapıdan buyur ettik. O da tek başına yıllara meydan okuyor. Taşova’da doğup büyüdüysen sık sık ziyâret edeceksin. Sokağını, mahalleni, komşunu, arkadaşlarını, mezarlığı. Şayet yapmıyorsan kusura bakma arkadaş sen o zaman Taşovalı değilsin.


Ahmet Şimşek
Yazıyı büyük bir heyecan ve keyifle izledim, anıları yaşamak ve çoğu güzel hatıraları kaleme dökmek, eski ile yeni fotografları harmanlamak bizlere güzel bri yazı ziyafeti oldu.
BeğenYanıtla11y
Fatih Mehmet Külekçioğlu
Zamanında fotoğraf makinemiz vardı fakat hep âile arasında çekinirdik. O günlerin bu kadar özleneceğini bilseydim her sokağı, her dükkânı ve sâhiplerini, milli ve resmi bayramlarımızı , oynadığımız çocuk oyunlarımızı, ırmak sefâmızı fotoğraflardım.Eski günleri yeni ile karşılaştırmak bir başka duygu. Yazımın güzelliğini ancak Ahmet Günaydın'a yazıyı gönderip burada okuyunca farkettim.
Beğenmekten VazgeçYanıtla21y
Necmettin Celep
Hoş gelmişler. Kendileri için de güzel bir ziyaret olduğu anlaşılıyor.
BeğenYanıtla11y
Erdal Aslan
Hey gidi günler Tayyar amcayı ve bakkalı görünce çocukluğum geldi aklıma Allah rahmet eylesin her bayramda elini öper harçlığımızı alırdık.Okulum okulum güzel okulum yeşilırmak ilk okulu kapısında top koşturduğumuz o güzel günler Fatih arkadaşım sana çok teşekkür o günleri hatırlattığın için Giresun/Bulancaklı arkadaşın Erdal
BeğenYanıtla11y
Fatih Mehmet Külekçioğlu
Allah râzı olsun Ahmet âbi (saygımdan) kendl yazdığım yazıyı bile okurken gözlerim doldu. Bunun bir haber olup bu kadar güzel yorumla harmanlanacağı hlç aklıma gelmemlşti. Sana karşı söylenecek kadar güzel sözler arasında sâdece Allah râzı olsun diyebiliyorum. İyi ki sizleri tanımışım, iyi ki sizlerle çalışmışım. Buradan bana kapıyı açan değerli Ali Rıza Günaydın âblme de Allah'tan rahmet, mekânı cennet olsun diyorum. Saygılarımla.

Yorum Ekle

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.