Ana içeriğe atla

AKLIMDAN GEÇENLER / ENVER SEYHAN


 AKLIMDAN GEÇENLER

(1831 yılına ait Nüfus Defteri okumaları)
Memleketin 1831 yılında yapılan nüfus sayımında deftere yazılan kişilerin isimlerini tek tek okumaya gayret ediyorum. Bugünkü yazıya geçiriyorum. Çok iyi okumam yok. Elimden geldiği kadar. Okuma gayem de bazı kabile adlarına ulaşabilmek. Köyümde yerleşmiş boyları takip edebilmek. Merak ve heves biraz da. Ben dursam elim kolum beynim durmuyor.
Okuduğum insanlar sanki yanımda gibiler. Sabi çocukların adını geçiyorum. Kimilerinin körpe yaşlarda öldüğü kaydına rastlıyorum. Onlarla konuşuyorum arada bir. 19'uncu asırda neler olup bittiğini anlatıyorlar. Dedelerinden, yaşam şartlarından, hayattan, memattan söz ediyorlar Onları, iki yüz senelik bir mesafeden alıp bugünlere getiriyorum. Ortamı, günün hadiselerini, yeniliklerini hayretle karşılıyorlar. Onlar telefonu bilmiyorlar. Traktörden haberleri yok. Lambayı yakınca "bunun adına Nemçeliler, Moskoflar yani sizin deyiminizle gavurlar elektrik diyorlar" diyorum. Susuyorlar, sükut ediyorlar...
Kendi köyümün kaydı yok elimdeki mevcut tahrirde. O yıllarda kuruldu zaten. Köyün bugünkü yerine bir kural kaide çerçevesinde Türkiye'nin dört bucağından gelip konmuşlar, çadır kurmuşlar. 1825 ile 1840 arasında ilk çadırı kuran kişi "Omalaoğlu" Hacı Gülağa sülalesi oluyor. Babasının adının ve namının "Deli Süleyman" olduğu söyleniyor. Sadece söylence değil doğru ama artık hikaye gibi. Gocanamın (babaannemin) babasına dedesinin adını vermişler. Senin adın Süleyman demişler. Dedemin anası da Hacı Gülağa'nın kızı oluyor. Süleyman cepheye bir gidiyor, pir gidiyor!..
Yamacımızda Canik dağları sırtımızda Koru, uzakta yakında yazılar, vadiler ile beş km ötede batı yönünde Akdağ. Canik dağlarında ve Akdağ'da yaylalar var. Köyümün bulunduğu vadi soğuk sıcak ve kurak iklim kuşağında. Orman ve nem yan yanadır ama pelit ağacı fazla neme ihtiyaç duymaz.
Akdağ, Canik dağları ve güneyde Boğalı dağları belli bir yükseklikte gürgen yani kayın ormanlarıyla kaplıdır. Bu ağaç türü nemi sever. Kışın etkisinde kalmaz. Fakat sıcak etkiler nem olmazsa.
Bölgeye has ağaç türleri var: Onlar da mevgı seçer. Sakızlık, meşe yani gürgen ve davun ağacı bunlara örnektir. Bir de Çıtırmık adıyla maki türü bir ağaç çıktı karşıma, bu seferki memlekete gidişimde. İlle de güneyde yetiştiğini söylediler. Güney derler eskiler; kuzeyden güneşin vurduğu yerlere derler. Yani yön olarak kuzeydedir ama güneşin kış günü bile daima ısıttığı bölgeler güney olarak ifade edilir. Kuz veya kuzey taraflarda bilakis kış mevsiminde ve güz ve bahar aylarında güneş ha deyince sıcak yüzünü gösteremez.
Dünyada, yetişme yaşama ve barınma hususunda çok özel yerler seçen Sedir ağacı da gelmiş belki de Muğla'dan, Antakya'dan Erbaa'nın kuzeyindeki Canik dağları içinde yer alan Karınca dağında yerleşmiş oraya yuva kurmuş. Sorduğumda kuşlar vasıtasıyla geldiğini söylediler. Ben de öyle düşünüyorum ama ezelden beri orada yaşamadığı da söylenemez.
Boğalı dağlarına has bir çay türünden haberim olmuştu bir zaman. Sordum da Bidevi tarafının insanlarına; insanların haberinin olmadığını öğrendim. Belki sorumu ciddiye almadılar. Araştırmalar sayesinde öğrenmiştim ben de. Çay yaklaşık seksen sene evvel yasak edilmiş; araştırdım, buldum hatta yazdım da. Artık yasaklar kalktı. Çayın özelliği kendine has olması, ekşimsi olması ve Boğalı dağlarında yetişmesidir.
Bölgenin köylerinin nüfus kayıtlarından geldim buralara kadar. 1831 yılında katipler, köy köy dolanarak tahrir etmişler, yazmışlar. Yeniçeri Ocağı kaldırılınca mecburen, ordunun asker ihtiyacını karşılamak üzere nüfus ve varlık sayımı gerçekleştirmişler. Nüfus tahrirlerinde okuma sırasında, bazı şahıslar için "Asakir-i Mansuriyededir" kaydına rastladım. Demek oluyor ki askere alınmışlar.
Selam ve muhabbetle.
ES
28 Şubat 2024
NOT:
Defter no: NFS.d.02267
Sayfa no: 450
Örnek sayfa Yemişan Bükü ve Haddadi ile beraber Mercimek Tepesi sayfasıdır.
"Yemişan" bükünün tahrir şeklini eski yazı okuyanlar burada görecekler. "Yemişhanı" gibi bir yazım yok. Mercimek Tepesi köyünü de 1831 yılı sayımında Haddadi köyüne bağlı olarak yazmışlar.
Sebebine gelince:
Mercimek köyünün Haddadi köyünden zaman içinde ayrılarak 1820 veya 1830 gibi, o devirde adı Mercimek Tepesi olan yerde kurulduğuna işarettir.
İLAVE:
Yine, eski tarihte yazdığım bir yazı ama nerede ne zaman paylaştığım konusunda bilgim yok. Profilimde görünce silmeden önce bakıp inceledim ve paylaşmam gerektiği kanaatine vardım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.