Ana içeriğe atla

GADİM KADİMKÖY GÜNGÖRMÜŞ/ ENVER SEYHAN

 

Enver Seyhan
Cep telefonundan sosyal medya programlarına girmeye başladıktan beri bilgisayarla ve çalışma masasıyla bağımı kopardım. Yine de bazan eski Türkçe okumalarımda bir masaya ihtiyaç duyuyorum. Elimdeki iki adet bilgisayarı geçen aylarda beyin kısmını çıkarmak ve uhdemde muhafaza etmek suretiyle malzeme toplayıcısına verdim. Eski deyimle “eskici” geldi ve aldı. Elbette “bir zamanlar” benim için pırlanta gibi, antika gibi kıymetliydiler. Kimin ve neyin, ne zaman kendisini “eskici” çuvalında bulacağını kimse bilemez. “Kader – kısmet!”
Bugün Taşova kazasına bağlı “Gadim” köyünün
1831 yılına ait nüfus bilgilerini kaydetmek istiyorum. 1530 ve 1575 tarihli Mufassal defterlerde “Gadim” köyünün adına rastlamadım. Sadece “Hadım Çiftliği” ismiyle bir yerleşim biriminden söz edebilirim. Fakat, “Kadim” veya Osmanlıca defterden okurken yazıya geçirdiğim gibi “Gadim” karyesinin aynı yer olup olmadığı konusunda tereddüt yaşıyorum. Birkaç hanelik köy olduğuna göre, 1800 yıllarında kurulduğunu sanıyorum veya “Hadım Çiftliği” zaman içinde yerleşim yerine dönüşmüş olmalı diye düşünüyorum. İhtimaller üzerinden tarih olmaz derler. Desinler. Çiftlikle ilgili araştırmayı ileri bir zamana tecil ederek 1831 tarihli defter okumalarını izaha çalışacağım.
Defter Tarihi: 1831
Defter Numarası:2267 – 2275
Karye-i Gadim:
01-
Keloğulları:
(Belirteç olmadığı için “Güloğulları” olarak okumadım.)
A- Keloğlu Mustafa oğlu Mustafa. Yaş:58
(Siyakat yazı usulüyle not var. Ya önemli bir hadise oldu veya Mustafa’nın başına bir hal geldi. Sene: H. 1248)
Tarihçi İlber Hoca, siyakat usulünde kaleme alınmış bir metni okumak çok kolaydır dese de “itirazı olanlar” gibi ben de kolay olmadığını savunuyorum. “Okunamayan bölümler okunmaması için öyle yazılmıştır,” diyor. Ne diyeyim, ben kendi kendime öğrendim. Bir sürü dil bilen koskoca âlime muhalefet mi edeyim?
-Büyük oğlu orta boylu ter bıyıklı Mustafa.
Yaş: 20 (m)
-Diğer oğlu kısaca boylu Abdullah. Yaş: 14 (m)
B- Kardeşi Keloğlu Mustafa oğlu Ahmet.
Yaş: 55
(Bu yaşlarında vefat etmiş.)
02-
Bıyıkoğulları:
A- Halil oğlu Abdülkadir. Yaş: 56
-Büyük oğlu orta boylu Süleyman. Yaş: 23 (m)
-Diğer oğlu kısaca boylu Mustafa. Yaş: 15 (m)
B- Kardeşi Halil oğlu orta boylu Ali. Yaş:30 (m)
(Sabi oğlu Mehmet.)
03-
Davulcuoğulları:
A- Mustafa oğlu uzun boylu Osman. Yaş: 30
04-
Evenoğulları:
(Edekoğulları veya Edenoğulları)
A- Feyzullah oğlu kısa boylu yetim Ali.
Yaş: 14 (m)
B- Sabi kardeşi kısa boylu yetim Abdullah.
Yaş: 12 (m)
Kayıtlarda 12 yaşından küçük çocuklara “sabi” gözüyle bakıyorlar veya öyle niteliyorlar.
“Sabi” sıfatı taşımayan erkek çocuklar, “Mim” harfi belirteç olarak ismin altına farklı kalemle işaretlenmek suretiyle “askere elverişlidir” sıfatıyla nitelenmiş oluyorlar.
05-
Kocaoğulları:
A- Halil oğlu uzun boylu kara bıyıklı Osman.
Yaş: 24 (m)
-Sabi oğlu İbrahim. Yaş: 10
(Yoklamalarda siyakatla düşülen nota göre bir çocuğu daha doğmuş gibi.)
“Kadim” köyü nüfus defteri kayıtları bu kadar.
* * *
Devamı olacak şekilde “Niksar” ve “Alahtiyan” kasabası hakkında birkaç kelam ederek konuyu sonlandırmak istiyorum.
Niksar’ın eski adı yani İki bin yıl evvelki adı “Kabeira” olarak kayıtlarda yer alıyor. Romalılar, M.Ö. 68’de “Diospolis” adıyla yeniden kentleştirdiler. Sebasté (imparator şehri) olarak da biliniyor. Caesar (M.S. 14 – 37) devrinde Neokaisaria ismiyle tanımladılar.
Günebakan:
1916 – Alatiyan
1522 – Alahtiyan
1928 – Alahtiyan
1961 – Günebakan
1915 yılına kadar Erbaa kazasına bağlı nahiye merkezidir.
(1894 – 1915)
1915 yılında nahiye merkezi Hayati köyüne alınmıştır.
Sünni Türk yerleşimidir.
Köyün ahalisi tarafından “Allahdiyen” adının kullanıldığı da hakikattir.
1530 ve 1575 tarihli Mufassal defterlerde köyün adı geçiyor.
Ahaliyi, Caba, Bennak, Mücerret ve Nim ayrımlarıyla belirleyerek nihayet yekün nefer sayısı şeklinde kayıt etmişler.
“Ahmet veled-i Mehmet, mücerret” gibi.
Aradan geçen beş yüz seneye rağmen köyün ahalisini o gün itibariyle tanıyabilmek, kimin atası olduğuna hükmetmek imkan dahilinde olmasa gerek.
Araştırma ve inceleme faslını tamamladığımda, yazıya ek olarak kayda alacağım.
Selam ve muhabbetle.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.