Ana içeriğe atla

YENİDERE KÖYÜ / Enver Seyhan


 Yenidere köyüne dair olmak üzere 1831 yılına ait kayıtları 2275 numaralı defterden okudum. O senelerde küçük bir yerleşim yeri. Beş veya altı hanelik bir köy. Karşısındaki “Ilıca” köyünü 1831 yılı kayıtlarında mezra’a olarak kayıt etmişler.

Sene: 1831
Defter numarası: 2275
Sayfa numarası: 213
Sülaleler:
01-
Hacımehmetoğulları: -Mehmet oğlu İsa. Yaş: 40 (1248 kaydı var. Niteliği ve ilişiği konusunda bir neticeye varamadım.) Üç oğlu ve bir torunu kayıtlı. Oğulları:
-Büyük oğlu Mehmet. Yaş: 20 (m)
(Sabi oğlu Abdülkadir 3 aylık.)
-Sabi oğulları Ali 10 ve Veli 5 yaşındalar.
(Bu hanenin kayıtlarına 1839 yılında rastlamadım. Tabii olarak o yıllarda çok fazla olmasa da göçler de oluyordu. Önceki bir yazımda belirttiğim gibi, bazan ismi ve sülale adı kayıtlı hane sahibi bir sonraki kayıtta yer almıyor. Bu durumu, hane sahibinin sayım esnasında köyde bulunmadığına veya köyden göç etmiş olduğuna bağlıyorum. Tahminden öte bir şey değil ama böyle.)
02-
Hacıhüseyinoğulları:
(Çakırhasanoğulları)
-Çakır Hasan. Yaş: 50
Üç oğlu kayıtlı.
-Büyük oğlu Mehmet. Yaş: 22 (m)
Sabi oğulları:
-Hasan 13 ve İbrahim bir yaşındalar.
(2275 numaralı defterde Mehmet 22 yaşında fakat 1839 yılında 35 yaşında olarak kaydetmişler. Mustafa, Musa ve Hüseyin adında çocukları var. Hasan 20 yaşında ve İbrahim 14 yaşında. Atalarının adlarını kuşaklar boyunca tekrar ettiklerine inanıyorum.)
03-
Portulhasanlar:
(Belki Portullar / Portuloğulları)
-Portul Hasan oğlu Çoban Ömer. Yaş: 38
-Sabi kardeşi Osman 5 yaşında.
(1839 kaydında 15 yaşında olarak kaydı var. Ayrıca Ahmet 24 yaşında ve Hasan 18 yaşında;
olmak üzere iki kardeşinin de kayıtta Piyâdegân olarak adları geçiyor.)
04-
Hacıhüseyinoğulları:
-Ali oğlu Musa. Yaş: 35
-Sabi oğulları Ali 5 ve Mustafa 2 yaşındalar.
(1831 yılındaki sayımda 35 yaşında olan Ali oğlu Musa’nın 1839 yılında Köy Muhtarı kaydı bulunuyor.)
05-
Hüseyinoğulları:
-Hüseyin oğlu Karaca Salih. Yaş: 60
-Sabi oğlu Halil 10 yaşında.
-Büyük oğlu Mehmet 16 yaşında. (m)
06-
Memükoğulları:
-Mehmet oğlu Kara Ahmet. Yaş: 45
-Sabi oğulları Abidin 5 ve Mehmet 2 yaşında.
-Büyük oğlu Süleyman 23 yaşında.

(Takip ettim; ihtimal ki Kara Ahmet adlı şahıs, aynı zamanda “kethüda”dır.)

07-
Kel Hüseyinoğulları:
-Kel Hüseyin oğlu Ali. Yaş: 24 (m)
-Kardeşi Kel Hüseyin oğlu Hüseyin. Yaş: 18 (m)
1839 yılı nüfus sayımında defter başlığı şu şekilde:
“Divani tarafı Sivaslı Hacı Veli süvarisi Süleyman Ağa ve Dağlıoğlu tekaidün Hasan Ağa ve Bektaşoğlu tekaidün Halil Ağa ve sair müştereklerden ber-vech-i tımarı mutasarrıfı oldukları…
Malikânesi Seyyid Nureddin vakfından olup…
ve evladiyet-i meşrud olduğu”
Rum Eyaleti merkezi Sivas şehri olup bu eyalette yaşayan köylüler, ilk fetihten ve eyalet kurulduktan beri iki baştan vergi vermektedirler.
Verginin birinci türü Divani vergi olup devlet görevlileri toplamaktadır. İkinci vergi türü ise, Malikâne vergi düzenidir. Bu ise, bölge malikine yani sahibine ödenmektedir.
Düşünün!
Ağustos sıcağı basmış. Harmanda akşama kadar dövende geçen günün ardından sabahtan, sabah rüzgârıyla birlikte çoluk çocuk tınaz ve çeç işini bitirdiniz.
Canınız burnunuzda.
Siz kendi iradenizle öşür ayırıp vermiyorsunuz.
Başka vergiler de var.
Eliniz kolunuz bağlı bekliyorsunuz.
Ve birden Divani süvarisi başınızda bitiyor; diğer yanda da malikâne görevlileri!
Enver Seyhan
22.07.2025
NOT:
1839 yılı kayıtlarında Yazar Vedat Söyleyici’nin TAŞOVA (TAŞABAD – SONUSA) kitabından yararlandım.
Basım yeri ve yılı:
Ceylan Ofset Matbaa
Samsun
2024





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.