Ana içeriğe atla

YOLAÇAN KÖYÜ (Osmanlı’da Taşabad nahiyesi dahilinde)/ENVER SEYHAN

 

Yolaçan köyü hakkında soranlar oluyor. Tarih kokan, tarihten beslenen ve üstünde tarihten damga bulunan bir zemin üzerinde kurulduğu kesin ama önünü sonunu araştırmadım; bilmiyorum. Arşivlerde başka bir amaçla dolanırken Yolaçan köyü kaydına rastladım. 1831 yılında yaşayan hane reislerinin ve kabile adlarının kaydedildiği tahrire göz gezdirdim. Belki soyunu sopunu bilenler çıkar diye de aklımdan geçirdim. Tahrir defterinde kayıtlı mevcut şahısları okudum. Belki de böylece sorulara cevap vermiş oldum. Ötesini bilmem mümkün görünmüyor.

Bir husus önemli:
Hane sayıları itibariyle Yolaçan köyünün İki yüz veya taş çatlasa iki yüz elli senelik bir yerleşim yeri olabileceği umut edilebilir. Elbette asgari Yedi bin seneden bu yana yerleşim yeri olma özelliği taşıyan bölgede, çevrede ve civarda önceden yerleşmeler olmaması mümkün değil. Yörede Pontus ve Roma kalıntılarının ve sinliklerinin bulunması tabii karşılanmalıdır.
Yolaçan Köyü 1831 Yılı Nüfus Defteri’nde adı geçen boylar ve kişiler:
01- Köy muhtarı
Hasan Kahya oğlu Ali. Yaş: 50
02- Gavlakoğlu
Mehmet oğlu Ömer. Yaş: 60
03- Ağçaoğlu
Ali oğlu Veli. Yaş: 63
04- Ağçaoğlu
Sabi yetim Hüseyin (1) ve Davut (5) vildan-ı Nebi
05- Bektaşoğlu
Mustafa oğlu Mehmet. Yaş: 60
-Büyük oğlu Mustafa. Yaş: 22 (m)
-Sabi oğlu Ali. Yaş: 6
06- Hacı Mehmetoğlu
Mehmet oğlu Ahmet. Yaş: 55
-Sabi oğulları: Ahmet (3) Mehmet (2) ve
Ömer (13)
07- Çetil veya Çitil Mehmet oğlu Meselli (Musa veya tam okuyamadığım bir isim.) Yaş: 50
08- Kapısızoğlu
Ahmet oğlu Çoban Ömer. Yaş: 38
-Sabi oğulları: Ahmet (11) Mehmet (4) Salih (3)
ve Recep (1)
09- Kadı Hasanoğlu
Emin oğlu Hasan. Yaş: 25 (m)
-Sabi oğlu Mustafa (1)
-Amcası oğlu yetim sabi Abdülkadir oğlu Emin. Yaş: 5
10- Çotukoğlu
Hüseyin oğlu Hasan. Yaş: 55 (m)
-Sabi oğlu Yusuf.
-Üvey oğlu sabi İbrahim oğlu Mehmet (5)
11- İskefsirli (misafir) Demirci Osman oğlu Mehmet. Yaş: 50
-Sabi oğulları: Osman (7) ve Ahmet (6)
-Büyük oğlu Salih. Yaş: 17 (m)
12- Emiroğlu İskefsirli Ömer oğlu İbrahim.
Yaş: 23 (m)
Burada İskefsirli namı geçiyor. İskefsir, bugünkü Reşadiye kazası olup belki de misafir ve iş güç için köyde tahrire giren bu insanlar geri dönmediler.
Sonraki yıllarda köye yerleşen ve köyden göçen insanların olması da muhtemeldir. Bunu ancak Yolaçan köyü sakinleri bilebilirler.
Yaş meselesine gelince:
Askerlik ve vergi mükellefi olması açısından bakılınca, kadınlar ve çok yaşlılar tahrire girmezlerdi. Parantez içine aldığım (m) İşareti asker olabilir işaretidir.
Yine yaşların tespiti kişinin beyanına bağlı olduğu için o devirde, güne gün olarak yaş belirlemek mümkün değildir. Bilindiği gibi elli sene öncesinde insanların yaşını anası babası dahi tam olarak bilmezdi. “Orak ayında doğdu” veya “babası askerdeyken doğdu” gibi kalıplaşmış cümleler kurulduğu olurdu. Bazan da askere geç gitsin diye çocuğun yaşı küçük tutulurdu.
Enver Seyhan
Mayıs 2024
Sabri Yolaçan
Köyümüz,Dulkadiroğlu Beyliğine mensup olup,Beyliğin 1515'te Sinan Paşa komutasındaki ,Osmanlı Ordusu tarafından,Turna Dağı Savaşında dağıtılarak ,yerleşik iskana tabi tutul muştur.Köyü ,Hacılar Obası kurmuştur.O bölgeye geldiklerinde, köyün güneyinde bulunan Kaleycik Rumlarıyla çatışarak, köyü kurmuşlardır.Bu çatışmada( Kirtik Hüseyin, Hürüz Baba hayatını kaybetmiştir.Bugün Yolaçan Köyü ile Hacıbey köyü arasında Yolçan Baba(Kirtik Hüseyin) Amcamızdır.Köye daha sonra İmalar,Kadılar gelmiştir.Babamın amcası Hatip Hüseyinin ,Sivas Medresesinden icazeti mevcuttur.Emmim,Küpeli Mehmmer oğlu HüsnünDaha fazlasını gör
BeğenYanıtla31y
İsa Yılmaz
Emeğinizden dolayı Allah c.c râzı olsun. Atmış yaş üstünün olmaması dikkatimi celbelti, zamanın insan ömrüne dair.
BeğenYanıtla1y
Gülahmet Yolaçan
Güzel bir çalısma olmuş,Enver Seyhan hocama teşekkür ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.