Ana içeriğe atla

GEYDOĞAN KÖYÜ / Enver Seyhan

1844 – 1845
(1260 – 1261)
Temettuat Defter Kaydı
Hane: 1
Sıra: 1
*Araboğlu Mehmet
(Bu kişi 1831 sayımında 80 yaşını geçkin olarak vefat eden Mehmet torunu Salih oğlu (50) Mehmet olmalıdır. 1810 doğumludur. Bu sülale 1838 yılı sayımında Nüfus defterinde kayıtlıdır. Büyük dedeleri Hüseyin muhtemelen 1720 doğumludur.)
Hane : 2
Sıra : 2
*Şabanbeyoğlu Osman
(Bu şahsın baba adı Feyzullah olup 1838 Nüfus kaydında Geydoğan köyünün 2. Muhtarı olarak görülmektedir. 1793 doğumludur.)
Hane: 3
Sıra : 3
*Hüsnüoğlu Abdulkadir
(Baba adı Süleyman. Abdülkadir 1781 doğumlu olup 1831 sayımında Sabi oğulları: Ahmet 3 yaşında, Kasım 8 yaşında ve Ali 13 yaşındadır.)
Hane : 4
Sıra : 4
*Evcioğlu Salih.
(Bu boyun kaydına 1831 nüfus sayımında tesadüf etmedim.)
Hane :5
Sıra : 5
*Kabaloğlu Ömer
(1831 ve 1838 sayımlarında Kabalakoğlu olarak kaydı bulunuyor. Ömer’in baba adı Salih ve dede adı Mehmet’tir. Ömer 1791 doğumlu olup 1831 sayımında Sabi oğlu Halil 13 yaşında, büyük oğlu Abidin 20 yaşında.)
Hane : 6
Sıra : 6
*Müezzinoğlu Salih
(Baba adı Mehmet olup Salih 1798 doğumludur. 1831 sayımında iki küçük oğlunun kaydı var: Sabi oğulları Ömer 11 yaşında ve Mustafa 4 yaşında.)
Hane : 7
Sıra : 7
*Bekir’in oğlu Bekir
(1831 yılı Nüfus defterinde araştırdım ama kesin bir neticeye varamadım.)
Hane : 8
Sıra : 8
*Halil Kethüdaoğlu Şerif
Hane : 9
Sıra : 9
*Zülfikaroğlu Hasan
(Baba adı: Ali. Yaşı: 48. Şahıs 1831 sayımında Köy kahyası olarak belirtilmiş olup 2 küçük oğlu var: Sabi oğulları Ali 8 yaşında ve Mehmet 2 yaşında. Diğer kayıtta ise Köy muhtarı olarak yazmışlar.)
Hane : 10
Sıra : 10
*Emin Çelebioğlu Hüseyin
Hane : 11
Sıra : 11
*Şabanbeyoğlu Mehmet
(Baba adı: Abdurrahman. Doğum tarihi: 1785)
Hane : 12
Sıra : 12
Sayfa yeni : 7
*Zülfikâroğlu Halil bin Ali
(Halil 1803 doğumludur. Bu şahıs Zülfikâroğlu Hasan ile kardeştir.)
45 haneden teşekkül eden Geydoğan köyü hane reisleri cetveline başka bir yazıda devam etmek üzere burada nihayet vermek istiyorum. Bir hususu belirteyim: Ölüm kalım askerlik göç terk ve yeni doğum gibi haller 1246 (1831)
yılını takip eden aylarda, nüfus yoklamaları vesilesiyle not olarak kırmızı kalemle veya derkenar şeklinde siyah kalemle belirtilmiş olsa da siyakat yazı usulüyle yazıldığı için burada dikkate almadım.
Ancak;
Akıllarda soru işareti kalmaması için kısa bir açıklama yapmam gerektiğine inandım.
1800’den sonraki yıllar hatta 1750’den sonraki yıllar, ahalinin sık sık yer değiştirdiği oradan buraya, buradan şuraya göçtüğü yıllar olup kabile adlarının tekdüze halinde birbirini takip etmemesi normal karşılanmalıdır. Bazı boylar içinde şahıslar, ailesinden, babasından ve kardeşinden ayrılarak diğer bir kazaya, bir nahiyeye veya bir köye yerleşmiştir. İkinci Mahmut’un âyanlık düzenine son vermesiyle birlikte Kırım ve Kafkasya’daki olaylardan rahatsız olan halk, Anadolu’ya akın akın göç etmiştir. Osmanlı kayıtlarında halk için, tebaa veya reaya betimlemesi geçer akçe olsa da yazılarımda halk, ahali veya insan kelimelerini kullanmakta ısrar ediyorum. Vatan sathında insanların geçmişte kalsa da “tebaa” olarak nitelenmesi hoş durmuyor.
Zaten genlerinde yörüklük ve göçerlik bulunan Türk toplumunun malını sürüp diyardan diyara göç etmesi kadar doğal bir şey düşünülemez.
Bunun yanında imparatorluk içinde insanların huzur aradıklarını ve huzurlu sandıkları bölgelere gitmeyi tercih ettiklerini düşünüyorum.
1800 yılının başlarında çıkan savaşlar Balkanlarda Ege adalarında ve Kafkasya bölgesinde halkın huzurunun kaçmasına neden olmuştur. Genel tarih konusu ilgi alanım dışında olduğu için bu kadarla yetinmek istiyorum.
Enver Seyhan
Mayıs 2024
Kaynak: Taşova Gazetesi



 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.