Ana içeriğe atla

TARİH DÜŞTÜM… /ENVER SEYHAN

 

Enver Seyhan 
Halamaz köyünün temettuat defterinde “Kethüda” namıyla adı geçen Mustafa ve oğlu Emin hakkında düşündüm. Teamüle göre veya örfe göre, “kethüda” vasfını haiz bir şahıs Halamaz köyünde eskiden beri yerleşik olmalıdır. Kayıtlarda adı yazılı Emin, sülalenin atasıdır. Ayrıca “Memişoğlu Ali” kaydı da var. Bu iki kişinin de “Memişoğlu” boyundan olduğuna inanıyorum. Sadece, Kethüda Mustafa, Emin’in öz babası mı yahut kayınbabası mı? Bu soruların cevabını bulamıyorum. Bir de okuduğum, incelediğim kayıtlarda “Tostuk” namı geçmiyor. Oysa, “Tostuklar” namı, hanenin büyüğü Emin ile birlikte Halamaz köyünden Oba köyüne gelmiş ve yerleşmiştir.
Mustafa adına gelince:
2267 numaralı defterde “Sarı Mustafa oğlu Emin” şeklinde kayıt var.
Defterlerde bazan var olan yoktur; bazan da yok olan vardır. Belki hane sahibi şahıs o sırada evde veya köyde değildir. Bu gibi hallerde, aklımdan türlü tevir, boş dolu düşünceler gelir geçer. Teknolojinin zirve yaptığı bu çağda bile hata oranı var; iki yüz sene önce nasıl olmasın ki?
Hicri 1260 / 1261 yıllarına ait Temettuat Defteri’nde Mercimek köyü adını görünce sevindim. Sevinmekle kalmadım, biraz da gülümsedim. Mercimek köyünün olduğu yere tahrirde “Mercimek Tepesi” kaydını düşmüşler. Kanaatime göre, Gadadu köyü sakinleri mezraya mercimek ekiyor olabilirler. Zira, öncesinde, tahrirde, mıntıkayı Haddadi mezra’ası olarak anmışlar ve adlandırmışlar. Mezra’a kelimesi, sürüm, ekim ve dikim yeri demek oluyor.
Hal böyle olunca, Mercimek köyü 1835 gibi 1840 gibi kuruldu. Gadadu’dan ayrıldı diyesim bile var. Çünkü Saykal sülalesi, tahrirde Haddadi nüfusuna kayıtlı görülüyor; “Mercimek Tepesi” alt başlığı ile birlikte.
Yazık ki, elimdeki eski kayıtları bulamadım. Temettuat defterine dönerek tekrar okuma da yapmadım. Önümde hazır okunmuş kayıtlara müracaat ettim. Ayrıntılı olmasa da 16 haneden ibaret Mercimek köyünün sakinlerine yer vermek istiyorum. Umarım, kısacık dahi olsabir merhale kaydetmiş olurum.
Sene: 1844 – 1845
Defter numarası: 13437
Haneler ve şöhretleri:
01- Çakır Bekir oğlu Osman.
02- Sakallı oğlu Musa. (Saykal)
03- Çolak oğlu Mustafa.
04- Hacı Hüseyin oğlu Ömer.
05- Topal Bekir oğlu Osman.
06- Hasan Koca oğlu Osman.
07-Derici oğlu Emin.
(Okuma tarafımdan yapılmadığı için, harfleri gözümle görmediğimden dolayı “Derici” namına biraz şüpheyle baktım.)
08- Hacı Veli oğlu Turuncu (Teymürcü – Demirci)Süleyman.
09- Darıcı oğlu Abidin.
10- Münir oğlu Abidin.
11- Hasan Koca oğlu Ömer.
12- Kara Musa oğlu Abdurrahman.
13- Dik Ahmet oğlu Mustafa.
(Bugünkü Dik soyadını taşıyan sülale olabilir.)
14-Topal Bekir oğlu Abdülkadir.
15- Karye imamı Ali Efendi.
16- Püsür oğlu Ali.
Hane sayısı 16 olunca köy nüfusunu 80 kişi olarak tahmin etmişler. Yani her hanede 5 kişinin yaşadığını varsaymışlar. Bu fikir ve hesap tekniği değerli bilim adamı Ömer Lütfü Barkan’a aittir. Fikri ve görüşü farklı olan bilim insanları da bulunmaktadır.
ES
14 Temmuz 2025
DERKENAR:
(Bu kelime yerine “not” veya “Kahramanmaraş” yöresinde kullanıldığı gibi “Etek” kelimelerini kullanmak istedim ama bugün böyle oldu. Kaldı ki Erbaa ve Taşova bölgesinde Dulkadiroğlu halkından çok sayıda sülale ikamet etmektedir.)
Kaynak:
(Mercimek köyü)
M.Emin Zümbül
Necmettin Erbakan Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Ondokuzuncu Asırda Sonusa
Sene: 2024

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.