Ana içeriğe atla

DESTEK KÖYÜ İLE BİRLİKTE KOZLUCA KÖYÜ/ENVER SEYHAN


KAYIT YILI: 1831

DEFTER NO: 2267
Osmanlı İmparatorluğu 1831 tarihli Nüfus Defteri’nde Destek kasabası “Karye-i Kozluca mea Destek” şeklinde kayıtlarda yer alıyor. Yani sayım esnasında Kozluca köyü ile beraber yazmışlar. M.1831 /H.1246 nüfus sayımı iki defter şeklinde karşımıza çıkıyor. Bunlardan birincisinde (No: 2275) şahsın özellikleri değil de sadece boyunun adı, dedesinin adı veya lakapları ile birlikte kendi ismi, babasının ismi ve yaşı bulunuyor. Diğer defterde ise, (No: 2267) kişinin özellikleri de ilave edilerek sayım yapıldığı görülüyor. Yani boyu, sakalı, bıyığı, rengi, yaşı, kör, sağır veya topal olup olmadığı gibi. Bunlar gerekli çünkü sayımın ilk amacının askere elverişli kişilerin belirlenmesi olduğuna göre. Bu defterlerde kadınları, kız çocuklarını ve bazı da çok yaşlıları kayıt etmemişler. Bazı da sakat makat, deli dolu, ihtiyar veya yatalak hepsini yazmışlar. Kadınlar da yazılmış olsaydı keşke!
Destek kasabası adına NFS.d.02275 sayılı defterde değil de NFS.d.02267 numaralı defterde Kozluca köyü ile birlikte rastladım. Yahut ikinci defteri takip ederken Kozluca ve Destek köylerinin adına ulaştım. Birinci defterde sanıyorum ki Sonusa kazasının da bulunduğu sayfa yok; yok değil de ulaşma imkanım olmadı diyeyim. Sayfa bunca yıl içinde tahrif veya tahrip olmuş olabilir; yırtılmış da olabilir. Hepsi mümkün! Dilerim ki bir gün sapasağlam karşıma çıksın.
Takip ettim ki Nüfus Defteri yazımı sağdan sola
devam ediyor ve numaralama ise soldan sağa doğru. Bu ise tabii olandır; bunu biliyorum. Fakat karıştırma olması da olağan. Destek ve birlikte Kozluca sayfası 446’ncı sayfada başlıyor ve belli ki sola doğru devam ediyor ancak kendimce her nedense peşinden 447’nci sayfaya geçmiş olacağı zannıyla yanlış bir sayfayı okuduğumu anladım; okuduğum sayfayı tekrar tekrar inceleyince yanlış yaptığımda karar kıldım. Destek yerine Kadadu / Haddadi ile birlikte Mercimek Depesi sayfasını okumuşum ve sehven notlarıma bu haliyle kaydetmişim; Destek köyü olarak yazmışım. İyi ki yayınlamamışım.
Değerli Nihat Ö. Taşova’da beni görünce bu konuyu gündeme getirdi. Elbette okuduğum sayfadan haberi yok da Destek köyünü merak ettiğini söyledi. Kendi boylarının “Velioğulları” adıyla bilindiğinden ve geniş bir sülale olduklarından bahsetti. Araştırmaya açık bütün defterleri okuma imkanım yok. Fakat 1831 tarihli Nüfus defterlerinde Taşova ve Erbaa köylerinde “Velioğulları” boyuna sıkça tesadüf ettim. Şu an için Destek köyünde “Velioğulları” boyunu göremedim.
19’uncu asırda imparatorlukta yoğun şekilde göçler oldu; aileler yerleşim yerlerini geçim derdiyle, güvenlik nedeniyle, doğal afetler sebebiyle değiştirdiler. Haneler veya bütün kardeşler yerleşim yerleri arasında birer hane olarak dağıtıldılar ki olumsuzluk çıkmasına engel olunsun. Güç ve kuvvet bir sülalenin eline geçmesin; ihtilaf çıkmasın.
Bu açıklamadan sonra Destek köyü ve Kozluca köyü nüfusuna kayıtlı sülale adlarını ve kişileri özellikleriyle birlikte defter aslına uygun olarak bugünkü yazı dilinde buraya aktarmaya başlayayım. Aktaracağım sayfa 446’ıncı sayfa olup ileride imkan bulursam, Allah izin verirse, kesinleştirdikten sonra takip eden sayfayı da okumayı ve liste haline getirmeyi diliyorum.
DESTEK KÖYÜ ve beraber KOZLUCA KÖYÜ
01-
Evliceoğlu / (Ulucaoğlu):
-Orta boylu sarıca bıyıklı Yusuf oğlu Mustafa.
Yaş: 23. Doğum: 1808
02-
İmamoğlu:
-Kısaca boylu ergen çağında Ali oğlu Hüseyin.
Yaş: 13 (m)
*(m işareti yani eski harfle “mim” harfi kişinin sağlıklı ve askerliğe elverişli olduğuna delalet ediyor.)
-Hüseyin’in kardeşi Ali oğlu sabi Feyzullah.
Yaş: 11
**(Genelde 12 yaşından küçük çocukları sabi olarak değerlendirmişler ve mimlememişler.)
03-
Topsakaloğlu:
-Orta boylu delikanlı çağında Ahmet oğlu İbrahim. Yaş: 16
04-
Kolcuoğlu veya Kolcaoğlu veya Gudcaoğlu:
-Orta boylu kara bıyıklı Feyzullah oğlu Osman.
Yaş: 25 (m)
-Karındaşı Feyzullah oğlu yetim sabi Mehmet.
Yaş: 11
05-
-Orta boylu az kara bıyıklı Ali Efendi oğlu Ebubekir. Yaş: 21 (m)
***(Şahsın “Efendi” olmasından olsa gerek ki sülale adı geçmiyor. “Efendi” olmak o devirde, hatta 50 sene öncesine kadar toplumda önemli bir yer işgal ediyordu. Biraz da okuma – yazma ve bilgi – tecrübe ekseninde görmek ve ölçmek lazım gibi. O devirde her yerde mektep yok, medrese yok veya çocuğu okutmak için imkan yok!)
06-
-Uzun boylu kara bıyıklı Çolak Osman oğlu Ahmet. Yaş: 28 (m) Doğum: 1803
07-
Osmançeoğlu / Osmancaoğlu :
-Ebubekir oğlu sabi Osman. Yaş: 10
Doğum tarihi: 1821
(A- Büyük karındaşı Mustafa Asakir-i mansuriyedendir. Yani Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra yerine kurulan Asakir-i Mansuriye Ocağı’nda, Der Aliye’de asker.
B- “Osmançe” adını okuyunca, yıllar evvel Darma köyünün bir tapu senedinde önüme çıkan “Ömerçe” lakabını anımsadım. Rahmetlik arkeolog Ali Önder, çokça zorlandığım “çe” eki hakkında bilgi vermişti ve “Ömerçeler”den bahsetmişti. Sanırım “Osmançe de aynı.)
08-
Uzun boylu kara sakallı Çez / Çöz Ebubekir oğlu Fethullah. Yaş: 33. Doğum yılı: 1798
(Eski Türkçe’de “Ç” ve “Z” harfi peşpeşe gelmiş ve katip tarafından Med harfine ihtiyaç duyulmamış. Bu itibarla Çez veya belki umuduyla Çöz / Çoz şeklinde okudum. Bugün hâlâ bu sülale anılıyorsa veya köyde varsa, nihayet doğrusu ne ise ortaya çıkar.)
09-
Altıokkaoğulları:
-Orta boylu kara sakallı Hüseyin oğlu Hasan.
Yaş: 33
-Karındaşı kısa boylu kara sakallı Hüseyin oğlu Ahmet. Yaş: 35
-Diğer kardeşi Orta boylu kumral bıyıklı Hüseyin oğlu Emrullah. Yaş: 23 (m)
Okumalarda hata ve yanılma:
Katip yazarken doğru yazmış olsa da bu hususta usta okuyucular ve çevirmenler dahi diyorlar ki:
“Bölgesel ve yerel kelimeleri okurken anlam karmaşası yaşanabilir. Muhtelif nedenlerle kelimeler tam anlamıyla okunamamış olabilir. Nihayet el yazısı ve o yıllarda matbaa yok. Bazan katibin el melekelerini takip etmek mecbur olabiliyor. Anlayışla karşılanacağını umarım.”
Enver Seyhan
2024
Ahmet Özkan Emeğiniz için çok teşekkür ederim Sayın Ağabeyim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.