Ana içeriğe atla

”OTURDUK!” TAŞOVA’DA ESKİ DÜĞÜNLER/ENVER SEYHAN

 


Enver Seyhan

Hatıra olsun dedi.
Oradan buradan lafa girdi. Konuşurken, gençliğine gitti ve köy düğünlerini anlatmaya başladı.
Yiğitbaşı olurdum dedi.
Sonra eski düğünler hakkında birkaç kelam etti.
Ve dedi ki:
Köylerde, düğünlerde nöbet vururlardı. Mehter eşliğinde her hanenin kapısına varılırdı. Hane sahibi bir şey vermek zorunda değildi. Hali vakti yerinde olan para verirdi, dene verirdi. Bu düğün sahibine yardım olurdu.
Hanelerden odun toplanırdı. Ateş yakmak için ocaklar kazılırdı. Kazanlar ateşe konurdu. Köy içinde çeşme varsa çeşmeden yoksa harktan su alınıp gelinirdi. Köyde herkes düğünün bir yanından tutardı.
Çok daha önceleri “gıraňa” oduna gidilirdi. Oduna gidenler köy girişinde davul – zurna ile karşılanırdı. Ortalık ateşi yakılırdı.
“Okuntu” verilirdi. Bugünkü davetiye gibi.
Komşu köylerden, uzaktan, yakından düğüne iştirak edenler, köy girişinde davul – zurna ekibiyle karşılanırdı.
Zaten buna da “karşılama / karşılanma” derlerdi.
Karşılama tepsisi vardı.
Bilenler bilir dedi.
Köy halkından karşılanacak olanlar, evinden mehter eşliğinde alınırdı.
Düğünde kabahat işleyenler “ıslatılırdı.”
“Islatma” düğüne şenlik katmak içindi, eğlence ve şamata içindi.
Dedim ki:
“Anladığım kadarıyla zurnacı ve davulcu çok yoruluyordu.”
Dedi ki:
O yüzden mehter bulmak zordu.
Süleyman usta, asker arkadaşımdı. Bizim köyde çok düğün çaldı. Tok Kaya ve Şükrü usta da var.
“Süleyman ustayı ve Tok Kaya’yı ben de tanıdım.”
Helbette başka da vardır. Aklıma başka gelmedi. Gelince söylerim. Elli sene olmuş ben köyden ayrılalı.
“Tok Kaya’nın bir hikayesi var” dedim.
Çocukken köylerinden bir adamla dedemgile geliyorlar. Yemek yiyorlar fakat Tok Kaya sofraya oturmuyor. Birkaç kere ısrar ediyorlar, direniyor. Çocuk işte. Yemek faslı bitince ağlamaya başlıyor.
Soruyorlar:
Ne oldu? Neden ağlıyorsun?
Bir kere daha çağırmadınız. Çağırsaydınız oturacaktım diyor.
ES
2024

Amasyadan Taşova
Kaleminize yüreğinize sağlık, Bu yazıdaki köyümüz Arpaderesinin fotografını paylaşmanızdan da ayrıca çok teşekkür ediyorum. Bu güzel anenenelerimizi asla unutturmamalıyız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.