Ana içeriğe atla

GUŞEYH Kuşuf (1)/ENVER SEYHAN

 

Enver Seyhan

Sene: 1831
NFS.d.02275
NFS.d.02267
Sülaleler:
01-Mollaoğlu
a- Emrullah oğlu Fethullah Ağa. Yaş: 55
*Oğlu Uzunca boylu şab-i emret Abdulhalim. Yaş: 18 (m)
b- Kardeşi Emrullah oğlu Ali. Yaş: 50
*Ali’nin büyük oğlu Orta boylu az sarı bıyıklı Ahmet. Yaş: 23 (m)
*Ali’nin diğer oğlu Orta boylu az kara bıyıklı Emrullah. Yaş : 21 (m)
*Ali’nin diğer oğlu Orta boylu ter bıyıklı Hasan.
Yaş: 18 (m)
c- Diğer karındaşı Emrullah oğlu Mustafa.
Yaş: 45
(Üç kardeşten küçükleri Mustafa H.1247’de ölmüş olabilir. Fevt kaydı bulunuyor adının üstünde.)
*Mustafa’nın büyük oğlu Orta boylu ter bıyıklı Emrullah. Yaş: 21
*Mustafa’nın sabi oğulları: Mehmet, Bilal ve Mustafa. Çocuklar, 6, 5 ve 1 yaşındalar. Sanırım sabi oğlu Mustafa’ya vefat eden babasının adını vermişler.
02-Cüreoğlu
a- Mustafa oğlu Osman. Yaş: 60
(Adının üstünde Fevt işareti var. H. 1247’de vefat etmiş olduğu görülüyor.)
*Sabi oğlu Osman 4 yaşında. Belli ki babası ölünce babasının adını koymuşlar.
*Osman’ın büyük oğlu kısaca boylu az kara bıyıklı Ömer. Yaş: 21 (m)
b- Karındaşı Mustafa oğlu Mustafa. Yaş: 45
*Sabi oğlu Mehmet 12 yaşında.
c- Karındaşı Mustafa oğlu Memiş. Yaş : 55
*Sabi oğlu Mustafa 2 yaşında.
(Başka oğlu olmadığına göre kız çocukları olabilir fakat nüfus kaydına girmediklerinden
kayıtları bulunmuyor. Her şahıs için aynı durumu dikkate almak normaldir.)
d- Diğer kardeş Mustafa oğlu İbrahim. Yaş: 54
(Adının üstünde fevt işareti var. H. 1248.)
*İbrahim’in kısa boylu delikanlı çağındaki oğlu Salih. Yaş: 18 (m)
*İbrahim’in diğer oğlu Hüseyin Der Aliye’de Asakir-i Mansuriye’de asker.
Bu durumda Cüreoğlu boyundan Mustafa’nın 1831’de oğulları:
-Osman
-Mustafa
-Memiş
-İbrahim
(1831 tarihinden beri sülalede 6, 7 ve son kuşakla birlikte 8 göbek gelmiş geçmiş olabilir. 1831 tarihindeki kayıt dikkate alınarak ve hesap edilerek neticeye varılabilir.)
03-Öksüzoğlu
a- Orta boylu kara sakallı Ali oğlu Bektaş.
Yaş: 38
*Sabi oğulları: İsmail (12) ve Ali (2)
b- Kısa boylu sarı sakallı Ali oğlu Topal Mehmet. Yaş: 30
04- Öksüzoğlu
a- Hüseyin oğlu Mustafa. Yaş: 50
*Sabi oğulları:
*Mustafa: 11 *Salih: 6 *Halil: 5
b- Kardeşi Orta boylu kumral sakallı Hüseyin oğlu İbrahim. Yaş: 40
*Sabi oğulları:
*Hüseyin: 6 *Abdülkadir: 5 *Ömer : 2
(Ömer fevt olabilir.)
(Öksüzoğlu soyu burada art arda yazılmışlar. Belki Ali ve Hüseyin kardeşler. Ailelerde isimler tekrar ediyor. Takip edildiğinde bugün de boylarda aynı isimlerin tekrar ettiği görülecektir.)
04-Getir veya Kesiroğlu
05-Neharoğlu
06-İlyasoğlu
07-Pehlivanoğlu
08-Sarıoğlu
09-Karaaliler
10-İnce Aliler
11-Canikoğlu
12-Balioğlu
13-Çôntü / Çontuoğlu
14-Cambazoğlu
15-Resuloğlu
16-Bozömeroğlu
17-İmamoğlu
18-Çapaoğlu
19-Çolak haliller
20-Hasan Sofiler
21-Sarikanoğlu
22-Kağnıcıoğlu
23-Bodur Ömerler
24-Selamoğlu
Bu boyların hepsinin dökümü var.
Guşeyh köyünde, Cambazoğlu ve Cüreoğlu boylarının geniş birer kabile olduklarını sanıyorum.
ES
Ağustos / 2024
(Devam edecek)
Eenver Sseyhan
Bazı yorumlar gördüm veya bana yazan da oluyor. Kimi okuyucu bu işlerin hikaye olduğunu sanıyor. Öyle diyen bile var.
Görüldüğü gibi defter kaydı var. Koskoca devlet bu. 600 yıl yaşamış ve 400 yıl da Selçuklu var. 1040 yılını baslangıç yılı olarak alıyorum burada. Öncesi var elbette.
O zamanlar mühür kadıda. Bir kadı da imzalamıyor; mesela Sivas, Sonusa, Niksar kadıları imzalıyor. Yetmez mi?
Kaldı ki son zamanda Muhtar imzalıyor, imam imzalıyor, 2'nci muhtar imzalıyor. Yani mühür basıyorlar.
Köy meclisleri var.
Burada tahrir edilen köyün ve tüm Erbaa kazası köylerinin tarihine o günkü günlük yaşamına nüfusuna geçim yollarına hanelerine soylarına dair bilgi veren nüfus sayımı defterlerine ve diğer defterlere hikayeden şeyler gibi bakmak bilgiden mahrumiyete işarettir.
"Biliyorsan konuş yaz yorumla veya sus."
Kaldı ki bu defterler devletimizin en has en özel dairelerinde muhafaza ediliyor.
Bilim insanları boşuna mı ömür tüketiyor?
Bilimin aydınlattığı yolu takip edenler asla çukura düşmezler.
Selam sevgi ve hürmetle.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.