Ana içeriğe atla

“Derebeylik düzeni olan âyanlık” asla iyi bir şey değildi, (Haddadi ve Sepetli)/ENVER SEYHAN

 


Enver Seyhan

Canik Kazası eşrafından Hazinedarzâde Süleyman Paşa Vakfiyesi örneğidir.
Bu sayfada (Sayfa:11) Haddadi (Gadadu) ve Sepetli köylerine dair vakfiye bilgileri yer alıyor.
(22 ve 23’ncü maddeler)
Bu köyler, sonradan Trabzon Valisi ve bütün bu bölgede “Âyan” olan Süleyman Paşa’nın çiftliği durumundadır.
Âyanlık düzenini Sultan 2’nci Mahmut ortadan kaldırdı. Cumhuriyet döneminde de vakıf mülkiyeti kayım kazığa bağlanarak köylü ekip biçtiği toprağına kavuştu.
Amasya Vakfı’nda geçmiş yıllarda, o dönemde tapulamada görevli Harita mühendisi ile tanıştım ve vakıf konusunda, vakıf şartlarının ortadan kaldırılması konusunda yaptığı çalışmayı çabayı gayreti ve emeği kendi ağzından dinledim. Takanaklı bütün işleri çözerek köylüye tapulama yapıldığını anlattı. Sepetli köyü arazisi içinde 1825 / 1840 aralığında kurulan benim köyüm Oba’nın arazisi üzerindeki yaptırımı da tamamen kaldırdıklarını söyledi. Hatta çok eskiden köye gelip “buralar bizim” diyen birkaç kişiyi, köylünün sopa ile kovaladığını eski insanlardan son on beş
sene içinde dinledim.
Yoksa bir “derebeylik düzeni olan âyanlık” halk için asla iyi bir şey değildi. “Kulluk ve kölelik” sistemi idi. Ayrıca vakıf belgesi imzalı mühürlü olup “Evladiyelik Vakıf” idi. Bu nedenle, toprak köylüye yâr değildi.
Diyorum ki:
Toprağınıza sahip çıkın. Asla vazgeçmeyin. Tapunuzu kontrol edin.
Toprak her zaman lazım. Atalar demişler ya: Dünyada yaşarken çok çok önemli olduğu gibi nihayet “son durak kara toprak!” Diriye de ölüye de toprak gerek.
Aman! Koruyun. Sahip çıkın.
Köyünüzden elinizden yurdunuzdan olmayan onlarca kilometre ötelerden birilerine toprak satmayın; yaşamsal bir neden yoksa toprağınızı asla satmayın.
Birkaç sene önce, bir öğretmen rehberliğinde, bölgesel tarih ve coğrafya çalışan öğrenci kümesinden, telefon görüşmemizde bahseden Taşova İmam Hatip Lisesi Müdürü’nün talebi olmasa da elimdeki Vakfiye örneğini okula gönderdim. Ayrıca bir örnek de Destek köyünde yaşayan emekli bir şahsın emanetindedir. Kişinin adını veremedim; kendisine sormadan burada yazamazdım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.