Her insanın bir hikayesi vardır, eskiden eskiden diye yazılara başlarız hep. Zamanla bu gün ilerde eskiden diye başlayan bir yazıya konu olacağını unutmamak gerekir. İnsanın arkasında bıraktığı güzel yaşamlar, gönüllere hitap etmeler, hoş sedalar bırakanların hikayesi tarihler boyunca söylenir, Allah indinde karıncayı bile incitmeyen Allah dostları vardır. Omzunda heybesi, sırtında torbası, elinde asası olması gerekmez dervişlerin. Ermek, derviş olmak öyle kolay değildir derler eskiler, Kırk yıl sırtında odun taşıyacaksın, pişeceksin, bir mürşidin kapısında köle olacaksın derlerdi. Şimdi asayı Musa gibi, asasını vurduğun yerden su fışkırtacaksın. Yani kırk yıl sırtında odun taşıyıp derviş olmayı beklemek yerine gönülleri kazanıp, günahsız çocuklara kırmızı bir tut yedirmek bile rabbimin rızasını kazanmak bu kadar kolaydır. Günümüzde bilemediğimiz kadar derviş vardır. Takım elbiseli, sıradan üzerindeki kıyafeti, giyimi, konuşması dervişçe olmasa da; sıradan derviş olduğunu bile bilmeyen Mühim olan hikayesine akıl erdirebilmek önemlidir, günümüz dervişlerinin. Son dönemlerde insanların birbirinin ağzından, boğazından lokmayı alıp, migdesine haram dolduranların çok olduğu bir dönemde (Ahir zamanda), Allah' ın rızasının küçük kalbler de olduğunu bilenlere selam olsun.
Haber: Ahmet Şimşek Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı. Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...


Yorumlar
Yorum Gönder