Ana içeriğe atla

VELİLERE (EVLİYALAR) BIÇAK KOYMA İNANCI / ENVER SEYHAN

 
AMASYA VE TOKAT ÇEVRELERİNDE TÜRBE VE YATIR İNANÇ PRATİĞİ ÖRNEKLERİ İLE VELİLERE (EVLİYALAR) BIÇAK KOYMA İNANCI

Yazan:
Necdet Kurt
Amasya, Tokat ve yakın bölgelerdeki köy adlarına baktığımızda “Avşar, Dodurga, Kayı, Bayat, Kızık, Kınık, Kargın, İğdir, Ayazma, Salur, Karaevli gibi Oğuz boylarının adlarını taşıyan onlarca köyün varlığıyla bu isimlerin birçoğunun soyadı olarak kullanıldığı dikkat çekmektedir. Bölgeye yerleşmiş Türkmen boylarında İslam öncesi inançların birçoğu güncel hayattaki yerini korumaktadır. Bu gelenek, görenek veya halk inançlarının neredeyse tamamı İslami birer kimliğe bürünmüş, ama şekil uygulama ve amaç olarak fazla değişikliğe uğramamıştır. Her türbe bir derde derman aranan yer haline gelmiş, her biri için de ayrı pratikler türetilmiştir. Örneğin; Amasya Yeşilöz köyündeki ziyaretlerden biri olan “Karaağaç Dede” evliyası, kabir olmayan, her mevsim üzerinde yeşil fışkınların olduğu asırlık bir karaağaçtır. Ellerde çıkan siğilleri iyileştirdiğine inanılır. Her ayın ilk perşembe günü ziyaret edilir. Yine aynı bölgedeki “Çatmabaşı” evliyası da kocaman bir kayanın bulunduğu kabirsiz bir ziyaret yeridir. Yerli halk bu bölgeden geçerken mutlaka o taşa ziyarette bulunur, yüksek sesle konuşmaz, çevreye çöp atmaz, o bölgelerde hacet gidermez, ziyaretin çevrelerinden yakacak vb. şeyler alıp götürmezler.
    Diğer ilginç bir konu da evliyalara bıçak koyma geleneğidir. Herhangi ağrılı, sancılı bir rahatsızlığı olan kişiler çevredeki evliyalara atfen, hastalığını iyileştirmesi dileğiyle su dolu bir tasın içerisine her evliya için ziyaretgâhın istikametine yönelterek akşamdan bir bıçak koyar. Sabah kalktığında hangi bıçakta paslanma emareleri görürse ağrının o taraftaki evliya tarafından geçirildiğine inanılarak o evliyaya kansız kurbanlar sunulur, gelip geçenlerin yemesi için çörek vb. yiyecekler bırakılır. Daha birçok benzer pratikler bölgede canlı olarak yaşamaktadır.
* * *
Halkbilimci Araştırmacı ve Yazar
Yazarın anlattığı benzer inanışlar ve uygulamalar Anadolu’da, Türk milleti arasında hâlâ devam etmektedir.
Mesela Topkapı semtinde Ramazan ayının birinci günü ziyaret edilerek dilek dilenen Oruç Baba’da, gençliğimde ben de, bir paket küp şekere okudum, okutturdum ve şekeri dağıttım. Bu dağıtım ve paylaşım karşılıklı olmaktadır. Evlendim; aynı gün salona gitmeden önce, Bakırköy’de Zuhurat Baba ziyareti yaptım.
Bunları yaparken, kendi arzumla olmasa da evlenmemize aracı olan kişinin dini bir merasim gibi meseleyi “ziyaret etmekte fayda var” şeklinde telkin etmesinin etkisinde kaldım. Daha doğrusu yeri ve zamanı olmadığı için itiraz edemedim.
Fakat, bugün de aynen devam eden inanç ve uygulamalar için ne diyebilirim ki?
İnsan, bazan öyle bir anda, öyle bir zamanda öylesine sıkışır ki…
“Denize düşen yılana sarılır.”
Hatta, valide ailesinin ocak olmasını ileri sürerek benzer uygulamalarda bulunur. Mesela, tekke dolanır. Destek köyü halkından Oba köyü tekkesine ziyarete gelen olur. Mesela, çocuk avsunlanmış deyip bıçak koyarak atlama yapar.
Mesela köyde bahçesine, evinin kapısına boynozlu kuru öküz başı veya koç başı asan vardır; nazar için olmalıdır.
Enver Seyhan – Ağustos 2025

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.