Ana içeriğe atla

Basında belki bir ilk: AYNI KONUDA ÜÇ AYRI YAZAR YAZDI…Enver Seyhan/İlyas Özdemir/Ahmet Güneydın

GEMİ TURLARI DÜZENLENİLEBİLİR

Boğazkesen (Yeşilırmak ile Kelkit ırmağının birleştiği nokta. Köprü ayakları Bizans ve Osmanlı dönemi izlerini taşımaktadır. Ayakları haç şeklinde ve Kartal figürleri mevcuttur. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine giderken Destek, Alpaslan güzergahında ilerleyerek bu köprüden geçmiştir {1517).

Daha eski zamanlarda Rum kadın kral kömüş derisi ve taşları yığarak Boğazkesende baraj gölü yaptırmış, zamanla eser kalmamıştır. Bu bölge bu noktadan başlayarak Hasan Uğurlu Barajı’na kadar gemi turları için turizme ideal bir bölgedir..

İlyas Özdemir (Ressam-Yazar)

 İPEK YOLU, BAHARAT YOLU, ULU YOL

Burada Opatorya ve Magnapolis şehirleri vardı. Bu şehirlerin harabeleri burada ve sanıyorum hiç ilgilenen olmadı.

Ayrıca bu yolun adı bir Alman gezgin-bilgin tarafından İpek Yolu olarak ilan edildi. Öyle kaldı ve batılılar öyle biliyorlar.
Oysa biz Türkler o yolun adını “Ulu Yol” olarak biliyoruz. Doğudan batıya giden bir yol ve Baharat Yolu diyenler de var.
Bu yol savaş ordularının da yolu.
Amasya tarafına giden yol Erbaa, Eksel, Bidevi üzerinden Darma, Tasna, Zığala, Turhal tarafından Amasya’ya ulaşır.
Enver Seyhan (Araştırmacı-Yazar)

AMASYA İLE NİKSAR’I BAĞLAYAN KÖPRÜ

Boğazkesen köprüsü aynı zamanda Tokat-Amasya il sınırını belirliyor ve Tozanlı ile Kelkit çayı bu noktada birleştikten sonra Yeşilırmak nehri ismini alıyor ve devasa görünümü coşkun akışı ile İlkbaharda adeta havada uçan kuşu kapıyor.

Kaleboğazı da denilen bu noktada yapılan köprü M. Ö. yaklaşık 40 yılında Rum Pontus Kralı  6. Mitridates döneminde Amasya ile Niksar’ı birbirine bağlamak amacıyla yaptırılmış ve 1983 yılına kadar kadar geçit vermiştir. Köprü kullanılmaz hale gelince 1984 yılında çelik konturiksiyon köprü yapılmıştır.

Ahmet Günaydın (Gazeteci)




 

Mehmet Koçak
Bir Andıran li olarak bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Emeğinize sağlık.
BeğenYanıtla2y
Yusuf Yucel
Strabonu da hatırlatırım
BeğenYanıtla2y

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UNUTULAN ZANAATLAR / ELEKÇİ

                       Haber: Ahmet Şimşek        Elekçi deyince yanlış anlaşılmasın, zaanatçıydı o abiler, ablalar, kolay meslek değildi. Her türlü zorluğa katmak lazımdı elek yapmak için. El becerisi olacak, malzeme olacak, zamanın çok olacak, EleĞi kalburu yaptın, müşteri bulacaksın. 1960 lı 70 li yıllarda para az, gelir az, nerde millette para, müşteriyi ikna edeceksin. Evin hanımının ihtiyacı olsa da  iktisat yapar, elek eskirse yama yapar, yamardı. O halde kullanırdı.       Bu mesleğin en zor yanı da müşteri ayağına gelmez sen köy köy gezer müşteri arardın. Köyleri gezerek, ailece köye yerleşirlerdi. Çadır kurulur, çoluk çocuk yerleşir, evin beyleri elek yapmaya başlarlardı. Yapılan bu eserleri, evin hanımları sırtına asar, ev ev , kapı kapı dolaşır bu tarihi eskiye dayanan el gerecini satarlardı. Hatta bazen parası olmayana veresiye bile verirlerdi. Bu elekleri, gözerlerdi. Bazen b...

ANKARA' DA 10 KASIMA TAŞOVA DAMGASI

         Haber : Ahmet ŞİMŞEK     10 Kasım Töreni yurdun her köşesinde yapıldı. 09.05 geçe çalan sirenlerin ve İstiklal marşının okunması ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.       Ankara' da Özel Bilişim Kolejinde öğretmenlik yapan İlçemiz Arpaderesi köyünden Hüseyin Şimşek öğretmen arkadaşları ve öğrencilerinde katılımı ile kalabalık bir ekiple Atatürk' ün ölüm yıldönümünde Duygusal müzikler eşliğinde, Zeybek gösterisi yaptı.   Bağımsızlığın timsali Türkler, Ülkemizin zor günlerini geride bırakarak Ülkesine Türk bayrağını dalgalandıran, yeniden ülkesini hem ekonomik, hem siyasal, hem tarım, hem de sanayi ve endüstriyel alanda ileri sevilere taşıyan Atatürk' ü sadece ölüm yıldönümünde yas ve üzüntü tarafını değil de, yiğitliğin ve mertliğin timsali yönünü öne çıkardı. Bu farklı boyuttaki gösteriye geniş bir katılım sağlandı. Dik duruşuın ve mertliğin, Türk milletini hiç bir gücün bertaraf edemeyeceği b...

TARİHİN DİLİNDEN Yerel Tarih (19. Asırda Taşova ve Çevresi)/ENVER SEYHAN

  Enver Seyhan Bazan dalar giderim. Uzunca gezer dolaşırım dünde. Özellikle aklımın erdiği 70’lerden başlayarak on senelik bir zamanda dolanır dururum. Bimafir şurada bimafir burada, dağda taşta tarlada, yaylada, şârde, ovada, bayırda, evde. Çağıl çağıl akan ırmaktan bacağımı dizime kadar sıvar geçerim. Oña buña gücerim… 1831 yılı Nüfus kayıtlarını okurken Dere Çiftlik -Dereköy köyünde Hebiçler boyuna rastladım. 2275 numaralı defterde yoklar. 2267 numaralı defterde kayda geçmişler. Demek ki göç halindeler. Yeni gelmişler bölgeye. On dokuzuncu asırda Zuday köyünde nüfus çok kalaba. Çevredeki bütün köylere göç veriyor. Ayrıca Sonusa kazası civarında 19’uncu asır başında yeni yeni kurulan köyler var: Oba, Mercimek, Çılkıdır, Mahallebükü gibi.